Yargıtay – İnternet Hattının Sahibinin Sorumluluğu

Dr. Mehmet Bedii Kaya

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2019 yılında ilginç bir karar imza attı. Kararın özü, İnternet hattının sahibinin hukuki olarak o hat üzerinden paylaşılan hukuka aykırı içerikten dolayı sorumlu tutulması.

Karardan kısa bir alıntı yapmak gerekirse:

[e]-posta ve facebook adreslerine mail ve mesaj atıldığı saatlerde, mailin ve mesajın bırakıldığı mail adresine davalıların internete çıkış yaptıkları IP adresi üzerinden bağlantı yapıldığı anlaşıldığından, dava konusu mesajların göderilmesinden hat sahibi davalılar sorumludur.

Karar, içinden çıkılmaz birçok hukuki sorun doğuracak nitelikte bir karardır.

İnternete bağlı her aygıtın Internet Protocol (“IP”) denilen eşsiz bir nümerik adresi vardır. IP adresi, ağa bağlı cihazların birbirini tanımasını, birbiriyle iletişim kurmasını ve veri yollamak için kullandıkları bir adresleme sistemidir. IP adresleri, ağa bağlanan bilgisayarı adresler, o bilgisayarı kullanan kişiyi değil! Bilgisayar başındaki kişinin kim olduğunun tespiti, o an o saniye kim kullanıyor sorusunun yanıtını bulmak için müstakil bir soruşturma yapılması gerekir. Gerekirse bir adli bilişim inceleme yapılması gerekir.

İşin arkaplanını incelemeden IP adresinin atandığı hat sahibini hukuka aykırı içerikten dolayı sorumlu tutmak bir kusursuz sorumluluk hali oluşturmaktır. Bu durum ise borçlar hukukumuzdaki kusur sorumluluğu sistematiğine açıkça aykırıdır.

Karar hakkaniyete aykırı bir durum da ortaya çıkarmaktadır. Kararda, davalıların davacıyı hiç tanımadığı, sosyal, fiziki olarak aralarında manevi tazminata konu eylemi işlemelerini gerektirir bir ilişki olmadığı, davalıların kişiliği, yapmış oldukları meslek her iki davalının da birbirini tanımadıkları tespiti yapılmıştır. Buna rağmen davalıların internete çıkış yaptıkları IP adresi üzerinden bağlantı yapıldığı anlaşıldığından, dava konusu mesajların göderilmesinden hat sahibi davalılar sorumlu tutulmuştur.

Hukuk sistemimiz esas olarak kusur sorumluluğu üzerine inşa edilmiştir. Kusursuz sorumlulukları özel olarak tanımlanmış ve de gerekçelendirilmiştir. İstisnaların da dar yorumlanması hukukun temel bir ilkesidir.

Tüm bu gerekçelerle Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin kararı tartışmaya açık bir karardır.

Mukayeseli hukuka bakıldığında birebir olmasa da benzer bir konu Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın önüne gelmiştir. 16 Eylül 2016 tarihli C-484/14 Tobias Mc Fadden v Sony Music Entertainment Germany GmbH kararında benzer bir konu tartışılmıştır. Bu kararda Adalet Divanı, iş yerinde şifresiz WIFI hizmeti sunan kişiyi ortaya çıkan telif ihlallerinden dolayı doğrudan sorumlu tutulamayacağına karar vermiştir. Divan, sorumluluk için özel bir üçlü test geliştirmiş ve telif hakları ihlal edilenlerin menfaatlerinin korunması ve hakların dengelenebilmesi için en azından WIFI hizmetinin şifreli olarak sunulması gerektiğine hükmetmiştir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin kararın tem metni aşağıda yer almaktadır.


Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas:
2016/16612 E.
Karar: 2019/1233 K.
Tarih: 06.03.2019
Mahkemesi: Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalılar … ve … aleyhine 17/01/2012 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 02/07/2013 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Davacı vekili; müvekkiline ait facebook sayfasına davalılar tarafından sinkaflı sözler içeren mesajlar gönderildiğini, suça konu mesajların gönderildiği bilgisayarların IP numaralarının davalılara ait olduğunu, bu hakaret ve küfürler nedeniyle yapılan yargılamada davalıların cezalandırılmasına karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, müvekkilinin bu haksız eylem neticesinde kişilik hakkının zedelendiğini belirterek, manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

Davalılar; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece; davalıların davacıyı hiç tanımıyor olmaları, sosyal, fiziki olarak aralarında manevi tazminata konu eylemi işlemelerini gerektirir bir ilişkinin olmaması, davalıların kişiliği, yapmış oldukları meslek her iki davalınında birbirini tanımamaları birlikte değerlendirildiğinde; manevi tazminata konu fiilin davalılar tarafından işlendiği hususunda yeterli kanıya ulaşılmadığı, ceza mahkemesince davalı hakkında verilen HAGB kararının hukuk hakimini bağlamayacağı, diğer davalı hakkında ise verilen kesin hükmün Yargıtay denetiminden geçmeksizin kesinleştiği, bu davalı yönünden verilen hükmün de hukuk hakimini bağlamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; kararı davacı temyiz etmiştir.

Dosya kapsamından; davacının facebook sayfasına sinkaflı sözler içeren mesajlar gönderildiği, suça konu mesajların gönderildiği bilgisayarların IP numaralarının davalılara ait olduğu, davacının e-posta ve facebook adreslerine mail ve mesaj atıldığı saatlerde, mailin ve mesajın bırakıldığı mail adresine davalıların internete çıkış yaptıkları IP adresi üzerinden bağlantı yapıldığı anlaşıldığından, dava konusu mesajların göderilmesinden hat sahibi davalılar sorumludur.

Bu nedenle; gönderilen mesajlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, her iki davalının da yazılan mesajlardan sorumlu olduğu kabul edilmeli ve uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilmelidir. Bu yön gözetilmeden yanılgılı gerekçe ile davanın tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 06/03/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.